• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/www.aenbi.com.tr?ref=ts&fref=ts
  • https://www.twitter.com/aenbicoaching
YAŞAM KOÇLUĞU randevusu için 
0543 887 55 91
AİLE KOÇLUĞU randevusu için
0543 887 5591
Mesleğe yeni başlayan Koçlara özel Mentörlük desteği için 
0543 887 55 91
Neuro Linguistic Programing NLP Mentörlük desteği için 
0543 887 55 91
YAŞAM KOÇLUĞU seans içeriği yazmayı öğrenmek için
0543 887 55 91
aenbi@aenbi.com.tr
YAŞAM KOÇLUĞU'nu destekleyici hizmet içi eğitimler için
0543 887 55 91
aenbi@aenbi.com.tr
AİLE KOÇLUĞU'nu destekleyici hizmet içi eğitimler için
0543 887 55 91
Erkekler Kadınlardan Niçin Korkar?

SORU: ERKEKLER KADINLARDAN NİÇİN KORKAR?

CEVAP: ÇÜNKÜ KADINLAR ERKEKLERE ÖLÜMÜ VE TANRI'YI ÇAĞRIŞTIRIR.

Yazan: Sevgi Alis YILDIRIM

Kadınların aylık kanamalarının tarihten günümüze erkekler dünyasında lanetlenmiş bir şey olarak karşılanmasının sebepleri neler olabilir? ‘Kadın şeytandır’, ‘günahkardır’, ‘hele kanarken asla yaklaşılmaz’, ‘kadın fesattır, araya nifak sokandır’, ‘kadın hep erkeğin kontrolü altında kalmalıdır, yoksa düzen bozulur’, ‘kadın erkeğin namusudur. Eğer namusuna bir laf gelirse kesin kan dökülmelidir. Bu kan akıtılmazsa kadının namusu hem temizlenmez hem de ailenin adı lekeli kalır. İllaki intikam alınmalı ve o kan dökülmelidir’ gibi bir çok inanç günümüzde de yaşatılmaktadır. Fakat ben bir çokları gibi ‘erkekler bu zihniyeti yaşatıyor’ diyenlerden değilim. ‘Toplum bu zihniyeti yaşatıyor’ diyenlerdenim. Çünkü biz kadın ve erkeklerin daha doğmadan kulları çoktan belirlenmiş ve kim olacağımıza karar verilmiş toplumun içine doğduğumuzun farkındayım. Tüm bunlar atalarımızdan miras kalan öğrenmelerdir. Mesele; bunlara kanıp, irademizi ortaya çıkaramadan ölüp gitmeye programlanmış bir hayat mı yaşayacağız yoksa; varolan bu canavarla (toplumla) kıran kırana mücadele mi edeceğiz? ‘Topluma karşı pasif direnişe geç ve boş çıkar’ demeyi çok isterdim; ama bu genelde devletlere yapılabilen bir davranış modeli. Toplum devleti de bizi de tüm yaşamı da içine alarak ilerleyen bir çarktır. Topluma siyasetle başkaldıramazsın. Yalnızca sanatla başkaldırabilirsin. Gerisi yetersiz... Neyse konum bu değil.




Kadınlar erkekler için çoğunlukla korkulan bir canlıdır. Kadından niçin korkar ki bir erkek? Binlerce yıl önce doğayı çok iyi gözlemleyen kadın, ekip biçmeyi başararak, ilk olarak bahçeleri kurarak mı korkuttu? Çocuğunun güvenliği için bugün adına mağara dediğimiz müsait yerleri eve çevirerek mi korkuttu? Bana kalırsa erkeğin korkmasına ilk yol açan özellik kadının doğurganlığıdır. İçinde daha önce olmayan bir şeyi var edip, insanı içinden dışarıya çıkardığı için olsa gerek. Yani düşünsenize karşınızda sizden farklı bir cins var ve sizi o doğuruyor. İçinden dışarıya çıkarıyor. Ve 200 bin yıl önce yaşamı düşünün. Akıl almaz bir durum bu (tamam tamam erkek spremi ile tamam). Rahim sahibi ve daha önce olmayan bir canlıyı yaratıyor. Yeterince ürkütücü. Bahçelerinde bolca bulunan meyve sebzeyi ve küçük baş hayvanları, atlarına binip çalmaya gelen hırsız erkekleri sopası ve evcilleştirdiği köpekleri ile yaraladığı için mi korkuluyor? Ve daha neler neler. Ama ben filmin en başına bakarak yalın bir şekilde bu kadar cümle kursam yeter. Maksat bir fikir oluşsun sizde.

Erkekler benden niçin korkuyor? Yani bizden. Biz kadınlardan. Erkekler biz kadınlardan niçin korkuyor. Ben bu cevabı arayanlardanım. Vücudundan her ay düzenli olarak kan geldiği için, vücudundan insan çıkardığı için, toprağı ve hayvanı müthiş evcilleştirebildiği vb için mi?

Ben kan için olan kısmını çok ilginç buluyorum. Kan ve erkeğin korkusu. Kadından kan aktığı zamanlarda dinlerde kadına, lanetliymiş gibi davranma alışkanlığı halen devam ediyor. Kutsal mekanlara giremez, ibadetini yapamaz, cinsel ilişkiye girilmemelidir falan filan. Size saçma gelen bu davranışların altında büyük bir geçmiş yatıyor. Erkeğin 200 bin yıldır birikmiş korkusu bu. Erkekler belkide önce kadında kanı gördükleri için çok korkmaya başladılar. Çünkü kanın çağrıştırdıkları ölümü anlatır. Acı çekerek ölümü hem de. Kan şiddeti anlatır. Şiddetin olduğu yerde çoğu kere kan akar. Kanın aktığı yerde çoğu kere de ölüm vardır.

Erkekler kadınlardan korkar. Kimbilir belkide bilinçdışında ölümü çağrıştırdığı için. Erkekler kadına sığınır. Kimbilir belkide bilinçdışında Tanrı’yı çağrıştırdığı için. Hani yoktan var ediyor ya doğum yaparak. Kimbilir. Kan ve şiddet ilişkisinde Renê Girard’ın açıklaması beni çok etkiliyor. Çünkü nihayetinde o bir erkek. Ve bir erkeğin gözünden bizden niçin korkulduğuna dair bakmak oldukça ilginç olacaktır. Biz kadınlar kendimizi lanetlenmiş olarak hisettirilmeye, her türlü şiddete müstehakmışız gibi terbiye edilmeye alışmamak için bilinçli olmalıyız. Biz zavallı, kurban ya da onun gibi şeyler değiliz. Biz kadınız. Yerleşik yaşamı biz yarattık. Toplumu biz kurduk. Sosyal yaşam bizimle varolmaya başladı. Yaşam bizimle başladı. Neyse kendimizi övmeye sonra devam ederim. Şimdi erkek filozofun gözünden bakalım konuya. Bizden niçin korkuyorlar bir okuyalım;





İlkel tabular arasında en ünlülerinden, belki üstüne en çok yazı yazılmışlarından biri, aylık kanamadır. Aylık kanama kirlenme sayılır (Açıklama: Girard kirlenmeyi şiddete bulaşmak olarak tanımlar. Kan insanlar için daima şiddeti çağrıştırır. Özellikle de insanlığın macerasının ilk döneminde şiddetin en saf ve yalın haliyle iç içe olduklarını düşünürsek şiddet eşittir kan, kan eşittir ölüm algıları doğaldır). Aylık kanama kirlenme sayılır ve kadınlardan o sırada uzak durmaları istenir; ortak kullanılan eşyaya, bazen de kirin yani şiddetin bulaşma tehlikesi nedeniyle kendi yiyeceklerine bile dokunmaları yasaklanır. Bu kirlenmenin nedeni ne olabilir? Aylık kanamaları, daha genel çerçevede, kan akıtma çerçevesi içinde ele almak gerekiyor. İlkel insanların çoğunluğu kanla temas etmemek için (şiddetle yani ölümle temas etmemek için) olağanüstü önlemler almaktadır. Ayinle sunulan kurbanlardan akan kanın dışındaki her türlü kan kirlidir. Örneğin; bir kazada veya bir şiddet olayında akan kan gibi. Bu evrensel kirlilik için doğrudan doğruya önerebileceğimiz tanım şudur; şiddetin korkulur durumda olduğu her yerde kirlenme vardır. İnsanlar huzur ve güven içindeyken kan görülmez. Şiddet patlak verir vermez kan da görülmeye başlar; akar, durdurulamaz, her yere sızar, gelişi güzel yayılır. Kanın akışkanlığı,şiddetin bulaşıcı niteliğini somutlaştırmaktadır. Kanın varlığı cinayet işareti ve yeni dramların habercisidir. Kan, dokunduğu herşeye şiddetin ve ölümün rengini verir. Bu nedenle kan demek intikam demektir.

Hertürlü kan akışı korku yaratır. Dolayısıyla, önsel olarak, aylık kanamanın ürkütücülüğünde şaşacak bir şey yoktur. Ancak, burada genel kuralın geçerliliğinden başka bir şey daha söz konusudur; insanların aylık kanama ile bir cinayette ya da bir kazada dökülen kan arasında ayrım yapmada en küçük bir zorluk çekmediğinden kuşku bulunmamaktadır. Oysa aylık kanama pek çok toplumda son derece kirli sayılmaktadır. Bu kirlilik açık bir biçimde cinsellikle ilgilidir...

Aylık kanama aracılığıyla bir şiddet aktarımı gerçekleştirilmekte, kadın cinsi aleyhine bir fiili tekel oluşmaktadır’.



Not: Değerli çevirmen Necmiye Alpay’ın çevirisiyle Renê Girard’ın Şiddet ve Kutsal adlı eserini okumanızı öneririm.

sevgialisyildirim@aenbi.com.tr adresime yazabilirsiniz.

  
914 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın